Etiketler

, , , , ,

konut-konferansi

Yapı Endüstri Merkezi tarafından  Konut Konferansı bu sene “Konut Sahibi Olmak ya da Ol(a)mamak” temasıyla 7. kez düzenlendi. YEM’in yayınlarını, etkinliklerini yakından takip eder, sektöre ve kent çalışmalarına olan katkısını oldukça değerli bulurum.

Bu sene program kapsamında, erişilebilir konut, boşaltılan askeri araziler, orta ve dar gelirlinin konut sahibi olması ve konut yatırımları değerlendirileceği için büyük bir hevesle katılım gösterdim. Ancak katılımcıların çoğunluğunun sektörün önde gelen isimleri olması sebebiyle konferansa piyasacı bir yaklaşım hakimdi ve tartışılması gereken konular bana göre-bir kaç ismin katkısı haricinde- hakkıyla tartışılmadı.

Konferansa ilişkin birinci gözlemim, konut üretiminde markalaşmış gayrimenkul geliştirme şirketlerinin çok basma kalıp ön-kabullerle konut üretimine yaklaştığı yönünde.

Mesela 35 yaş altının konut sahibi olmamasını Y kuşağının hiper-aktifliği, yerinde duramaması, çabuk sıkılması gibi faktörlerden ziyade ekonomik göstergeler ya da değişen yaşam standardı gibi  araştırmaya dayanan daha rasyonel sebepler üzerinde durulabilirdi.

Bununla birlikte imar planı değişimlerinden tutun da kentsel yaşam kalitesini oldukça düşüren hafriyat kamyonlarının sokaklarda vahşice dolaşmasının ya da bir sokakta aynı anda üç dönüşüm projesinin yürütülmesinin tek müsebbibinin yerel yönetimler olarak gösterilmesi oldukça haksız bir tutum.

Sermayenin ak pak olduğu, faturanın aç gözlü hak sahipleri ile merkezi ile yerel yönetimlere kesildiği kimi konuşmalara ek olarak, boşalan askeri alanların değerlendirilmesi ve engelli bireylerin konuta ve konut sahipliğine erişimlerine ilişkin oturumların da amacına ulaştığını söyleyebilirim. Engelsiz Hayat Derneği Başkanı Adem Kuyumcu’nun bu alanda verdiği mücadele ve çaba çok anlamlı.

Konferansa sektör temsilcilerinin katkılarını da tamamen yabana atmamak gerekir, son dönemde özellikle 6306 uygulama yönetmeliği “hak sahiplerinin rızasının aranmayacağı”na ilişkin düzenleme ve yabancı yatırımcıların neden kentsel dönüşüme rağbet etmediğine ilişkin yorumlar benim açımdan bir hayli aydınlatıcı oldu.

Rönesans Gayrimenkul ve AMSTAR’da üst düzey yönetici pozisyonunda bulunan Zafer Baysal’ın ifadesine göre yabancı yatırımcı markasının önünde eylem yapan insanlar görmek veya hak sahipleriyle pazarlık sürecine girmek istemiyor, ek olarak alansal kentsel dönüşümde bitmiş proje görmek istiyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ortamı saymazsak yabancı yatırımcıyı özellikle İstanbul’daki yatırımlardan uzakta tutan etmenlerin başında hak sahiplerinin hukuki mücadelesi geliyor diyebiliriz, yabancı yatırımcı davalarla, eylemlerle uğraşmak istemiyor.

Bu yorum, belirttiğim gibi imar yönetmeliğindeki son düzenlemenin örtük gerekçesini bana göre son derece net bir şekilde ortaya koydu.

Son olarak, REIDIN konferansın sponsorlarından biriydi ve konuta ilişkin tuttuğu istatistiklerin ne derecede önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk, gerek TUİK ve TCMB verilerinin doğrulanması gerekse de verilerin daha güncel takip edilmesi açısından henüz takip etmeyenler varsa raporlarına abone olmasını tavsiye ederim.

Yerel yöneticilerin de dahil edileceğini umduğum bir sonraki konferansta görüşmek üzere.

🙂