Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,

Şubat99 İstanbul depreminden sonra sağlıksız ve deprem riski altındaki konut stoğunun yenilenmesi yönelik politikalar ve 2000’lerin başında yeni küreselleşme, yeni kentleşme akımıyla birlikte benimsenen gecekonduya/ kaçak yapıya sıfır tolerans yaklaşımının benimsenmesiyle beraber ana haber bültenlerinde gösterilen yıkım görüntüleri neredeyse herkesin zihninde yer etmiştir diye düşünüyorum.
Tabii ki de yıkımların geçmişi daha da geriye gidiyor, 1960’lardaki yıkımlara ilişkin görüntü kaydı bulamadım ama 25.05.1965 tarihli Milliyet gazetesine Bakırköy’deki 3 bin gecekondunun yıkımı 1. Sayfadan girebilmeyi başarmış (haber için tıklayınız) Takip eden yıllarda da benzer haberlere ulaşmak mümkün.

Sonra Kazım Ersöz var 55 yaşında ve engelli, Sarıyer’de vakıf arazisi üzerine kondurduğu evinin tebligatsız yıkıldığı haberleriyle 2015 Kasım ayında hepimizin canını acıttı. Burada bir bilgi paylaşmak istiyorum, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü ve Yerel Yönetim Bölümü hocalarıyla ortaklaşa düzenlediğimiz Pazartesi Toplantısı’nda bu hafta İBB Halka İlişkiler Müdürü ve Ekibinin sunumunu dinleme fırsatı bulduk ben de haliyel Kazım Amca’yı sordum nedir ne değildir diye. Vakıflar Genel Müdürlüğü aldığı yıkım kararına istinaden Sarıyer Belediyesi’nden yıkım için gerekli ekipmanları dozer vs. talep ediyor, bu ekipmanlar Sarıyer Belediyesi tarafından sağlanmadığı için talep bu sefer İBB’den yapılıyor İBB de talep edilen ekipmanı ücresiz olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne sağlıyor. Tebligatsız bir yıkım olamayacağını belirterek, sürecin şu an mahkemede olduğunu bilgisini paylaştılar. 

Şubat ayının ilk hafta sonu Kadıköy Altıyol’da yapılan yıkımlarda da benzer bir durum söz konusu. Arazi Vakıflar Gn. Mdr. ait, Kadıköy Belediyesi yıkım için gerekli ekipmanları sağlamayınca İBB devreye giriyor. Bu sebeple iki olayda da bir yetki gaspından bahsedemiyoruz. Yükselen arazi rantı ve Vakıfların Okmeydanı örneğinde de olduğu gibi mülkiyetinde olan arsa ve arazilere sahip çıkmaya çalışması ve mülkiyet rejiminin çok parçalı olması sebebiyle bu tip yıkımlarla, el değiştirmelerle daha çok karşılaşacak gibiyiz.

 

   

Kaynak:http://www.sariyergazetesi.com/2015/gundem/sariyerdeki-engelliler-yeni-mahalledeki-evi-yikilip-sokaga-atilan-engelli-kazim-ersoze-destek-icin-bulustular-40993
Kazım Amca ve ailesi en son Sarıyer Belediyesi’nin sağladığı çadırlarda barınıyordu. Şİmdi ne yaptıklarına dair güncel bir bilgiye ulaşamadım. Takip eden olduysa beni de haberlendirirse sevinirim.

  

Kaynak:  http://www.zaman.com.tr/gundem_zabita-evsiz-vatandasin-cadirini-yikti_2342461.html
Diğer bir çadırda barınma hikayesi de Şubat ayının ilk haftasında yıkılma haberiyle gündeme geldi. Barınma hakkı güvence altına alınamayan bir vatandaşın parka kurduğu çağır ve eşyalarını koyduğu barakamsı da çevreden gelen şikayetler üzerine yıkıldı.

Bir yandan daha önceki göç dalgalarında Suriye’den gelenler de İstanbul’da bir çok park ve bahçede barınmaya çalışmışlardı. Kentsel dönüşümle birlikte bir takım haklar elde eden ve kazanımlara kavuşan gecekondu sahipleri eskisi gibi yıkım görüntüleri vermese de düşük gelir grupları içinde yer alan aileler için uygun fiyatlı konut stoğu hızla erimekte, geliri olmayan gruplar içinde barınma imkanı sağlanmamaktadır.
Tüm bunlara ek olarak neredeyse son iki aydır Sur, Cizre’de yaşananlar, viraneye dönen yaşam alanları ve üzerine geliştirilen kentsel dönüşüm projeleri barınma hakkının sağlanması hususunda bir kez daha sınavdan geçeceğimizin göstergesi. Hali hazırda evlerini terk etmek zorunda kalan, evleri yaşanamaz hale gelen vatandaşların da barınma ihtiyacının karşılanmasında da resmi bir adım atılmış değil. Ek olarak bu bölgede TOKİ eliyle inşa edilecek konutlar yerleşiklere borçlandırma yoluyla mı yoksa bedelsiz mi tahsis edilecek bu konuda da henüz bir bilgi paylaşımı bulunmuyor.

  

Kaynak:http://baslangicdergi.org/sessizlik-kumpasini-bozalim-cizrenin-surun-elini-tutalim/

 Varlığı her geçen gün daha gözle görülür hale gelen barınma ihtiyacının karşılanmasına yönelik gerek sosyal konutların olmaması gerekse de Shelter gibi bu ihtiyacı gidermeye yönelik sivil toplum kuruluşlarının kurulmamış olması sebebiyle, izlenen konut politikasının sürdürülebilir ve insan haklarına uygun olduğu söylenemez. Kentsl dönüşüm sebebiyle gerçekleştirilen zorla tahliyeler başta olmak üzere Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar sözleşmesiyle belirlenen konut hakkı Türkiye sözleşmeye taraf olmasına rağmen sözleşmeye uygun olarak sağlanamamaktadır. Genellikle en yoksul ve dışlanmış gruplar evsiz kalma tehdidi altında olması sebebiyle konut hakkına ek olarak barınma hakkı anayasal güvence altına alınmalıdır.