Etiketler

, , , , , ,

Konu İstanbul’un kentleşme pratiğinden açıldığı zaman “1950’lerde başlayan göçle birlikte ortaya çıkan çarpık kentleşme eğili” ifadesi kullanılmadan konuya girilemiyor.

Fikirtepe’ de 1950′ lerdeki yoğun göçten nasibini almış yerleşim alanlarından biri olmakla birlikte, Kadıköy’ ün hem yerleşim, hem ulaşım hem de ticari anlamda Anadolu yakasının merkezi olmasından mütevellit de kentsel dönüşüm için oldukça cazip bir lokasyonda konuşlanmaktadır.   fikirtepe

Fikirtepe’de yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili bir Google araması yaptığımda 212.000 sonuçla karşılaşınca süreçle ilgili karışık olan kafam temelli allak bullak oldu diyebilirim. Çıkan sonuçlarda yer alan bilgi ve haberlerin hepsi kendini tekrarlar nitelikte olsa da aradığım doyurucu bilgiye ulaşamadığıma karar verdim. Birçoklarınızın da benimle aynı kafa karışıklığına sahip olduğuna eminim. Bu yüzden bu yazı geçenlerde, kendi tez araştırmam için katıldığım bir toplantıda konuşmacı olan  Duygu Parmaksızoğlu’ nun doktora tezi kapsamında Fikitepe’ de yaptığı saha çalışmasını anlatırken aldığım notlarla, konuya ilişkin bu zamana kadar tuttuğum notların harmanlanmasından ibarettir. Parmaksızoğlu’ nun Fikirtepe ‘de yürüttüğü çalışmadan öğrenecek çok şey olduğunu düşünüyorum, umarım en kısa zamanda yayınlanır da bizler de sürece ilişkin daha detaylı bilgi sahibi olabiliriz.

Fikirtepey’le ilgili en çok kafakarıştıran nokta 2005-2008 yıllarında özel proje olarak ortaya çıkmasından sonra,  02.08.2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Olur kararıyla, 6306 sayılı kanun kapsamında dönüşüme alınmıştır. Fikirtepe’nin özel proje kapsamından 6306 kapsamında dönüşüme devşirilmesinin ardındaki sebep yetkililerce yıllardır çözülemeyen tıkanıklığın çözülmesi olarak beyan edilmiştir. (bkz. http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23412003.asp)
Bu tıkanıklığın ardındaki en büyük sebep, dönüşüm için oy birliği kararının gerekmesi ve gerek çıkarlarını maksimize etmek isteyen hak sahipleri gerekse de bu alandan daha çok kar elde etmek isteyen büyük, küçük inşaat şirketleriyle, müteahhitlerin bir türlü ortak noktada buluşamamış olmasıdır. 6306’ya göreyse hak sahiplerinin 2/3 oranda hemfikir olması, dönüşümün başlaması için yeterli.
E5 Göztepe Kavşaığı üzerinde yer alan Fikirtepe, plansız gelişmeden nasibini almış, yüksek nüfus yoğunluğuna sahip, ruhsatsız binaların  olduğu, hem mesken hem de iş yerlerinin olduğu, 131 hektar, 4500 parsel ve barındırdığı 40-50 bin nüfusla Kadıköy merkeze oldukça yakındır.
Parmaksızoğlu, bölgede demografik olarak orta alt ve alt sınıfın olduğunu, bölgenin 1950’lere kadar tamamen boş olduğunu yoğun göçüyse 60’lar ve 70’lerde aldığını kaydediyor. İlk muhtarlık kurulduktan sonraysa, 3 mahalle alt yapı hizmetleri elde etmeye başlıyor, 80’li yıllardaysa imar aflarıyla gecekondular apartmanlara dönüşüyor.  90’lı yıllarda yapılan kadastro çalışmalarıyla da arsa tapuları dağıtılıyor ancak konut tapusu dağıtımı söz konusu olmuyor.
Özel Proje kapsamıyla birlikte bölgeye 4.14 oranında emsal verilince (Kadıköy’ün 2.07’lik emsalinin tam iki katı) , yüksek imar izniyle birlikte devlet aradan çekiliyor ve müteahhitlerle anlaşma yoluyla dönüşüm başlıyor. Ne var ki, yaklaşık üç sene boyunca müteahhit ve malikler arasında yapılan kıyasıya pazarlıklar beklenilenin aksine davalar, kavgalar ve tehditlerle sonuçlanıyor.
Bu süreçte 131 hektar, 58 adaya bölünüyor ve ortalama olarak her adaya 300-400 hak sahibi düşüyor. Ancak birbiriyle anlaşması beklenen bu maliklerin kimisinin 15 metrekare arsası varken, kimisinin 150 metrekareye sahiptir, bunlardan gene kimisi hacizli olup kimisi de evine masraf yaptığı için farklı sebeplerden anlaşmaya yanaşmamaktadır. Bu süreçle birlikte zamanla büyük müteahhitler pazardan çekilirken, küçük müteahhitler de maliklerle tek tek görüşmeye başladılar. her ada, kendine bir temsilci grubu oluşturdu ve bu temsilciler müteahhitlerle görüşmeye başladılar ancak daha sonra temsilcilikten ziyade 1000, 1500 lira gibi rakamlara iş takipçiliği yapmaya başlamaları üzerine mahalleli birbirine düşüyor, öyle ki 58 adadan sadece 3’ünde yıkım gerçekleşiyor i geri kalanında hiç bir şey olmuyor ve süreç tıkanıyor. Bu 3 sene içerisinde mahalleli evlerini terk ediyor, esnaf iş yapamaz hale geliyor, boşalan evlere tinerciler yerleşmeye başlıyor, gündüzleri hırsızlık ve kap-kaç olayları yaşanmaya başlıyor. Malikler ufak tefek metrekareleri çantacılara/ şapkacılara satmaya başlıyor. Ranta bağlı kazançtan dolayı da komşuların arasının iyice bozulmasıyla, mahallede artan kutuplaşmaya birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olaya, Afet yasasıyla (6306) el koyuyor.
Müteahhitlerin elinin güçlenmesiyle de mahalleliyi diğer kentsel dönüşüm projelerinde karşılaştığımız “nereye gideriz” minvali benzer kaygılar alıyor. Müteahhitlerin de “Biz burayı zenginlere satacağız, ne verirsek alın gidin.” yönündeki demeçleri de olayın vahametini gözler önüne seriyor.
Parmaksızoğlu’ nun o gün bizlerle paylaştığı bilgilerden benim açımdan en çarpıcı yukarıda değindiğim müteahhit cümlesiyle, ilk kez duyduğum çantacı/ şapkacı kavramıdır. Çantacıların yaptığı iş, malikten 10 bin lira gibi bir fiyata aldığı küçük metrekareleri üzerine komisyon koyarak, 15 bin lira gibi bir fiyata küçük müteahhite satmaktır. İşin ilginç yanıysa metrekareleri toplayan küçük firmaların aynı çantacılığı, daha büyük firmalara yapıyor olması.
Fikirtepe’de ve diğer yerleşim yerlerinde yürütülen dönüşüm projeleri, yerinde ıslahın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize hatırlatıyor, yoksa bu projeler sayesinde insanların hayatını etkileyen bir kentsel kumar oynamaktan öteye gidemiyoruz.