Etiketler

, ,

istanbulYıldız Teknik Üniversitesi‘ndeki konferansta İlhan Tekeli‘nin yaptığı açılış konuşmasında tuttuğum notları derleyip en kısa zamanda sizlerle paylaşacağımdan bahsetmiştim. İlhan Hoca konuşmasına kentsel dönüşümün şimdiye özgü bir olay olmadığını, 19. yüzyıldan bu yana İstanbul‘da yaşanan bir dönüşümden bahsedebileceğimizi söyledi ve bu dönüşümü tarihsel olarak dört döneme ayırdı. Ben de en kısa ve anlaşılır haliyle aktarmaya çalışacağım.

I. Dönem

1860’lı yıllarda başlayan bu dönemde dönüşümün iki aktörü mevcut. Avrupa’nın kapital ihracıyla birlikte İstanbul’a gelen yabancı şirketler ve o zamanlar sık sık yaşanan yangınlar ilk dönem dönüşümün kaynakları.

II. Dönem

Kentsel dönüşümde ikinci dönem Cumhuriyet’in başlangıcıyla gerçekleşiyor. Başkentini kaybeden istanbul, kentsel büzülme yaşıyor ve bu dönemde nüfusu neredeyse yarı yarıya iniyor ve kapital modernitenin sınırları içersinde köktenci modernleşme başlıyor.

III. Dönem

50 sonrası (hatta 48) başlayan bu döneme populist modernite anlayışı hakim oluyor. Hızlı modernleşme sürecinde kent merkezleri yıkılıp yeniden inşa ediliyor. Bu sürecin en önemli aktörleri; yap-satçılar ve gecekondular. Bu dönemde başlayan mülkiyet parçalanmalarıyla birlikte, hisseli mülkiyet kavramı ortaya çıkıyor ki, şahsi görüşüm günümüzde yaşanan kentsel dönüşümlerin odağındaki temel ve en büyük sorun da içinden çıkılamayan ve adil çözüm bekleyen mülkiyet meseleleri.

IV. Dönem

Modernite projesinin aşınmaya başladığı 80’ler sonrasından günümüze kadar uzanan süreci  dördüncü dönem olarak değerlendirebiliriz. Kapital birikim ve yapı yapma süreçlerindeki değişimle birlikte üçüncü dönemin aksine küçük aktörler yerine güçlü grupların tercihleri ve güdüleriyle dönüşüm. Bu dönemde güçlü aktörlerin aktif olmasının etkenlerinden biri de sosyalist blokun çökmesiyle birlikte İstanbul’un küresel kent olma yolunun açılmasıyla birlikte bir urban regiona (kentsel bölge) dönüşmesidir.