Etiketler

, , , , , ,

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin 2012 mezuniyet pankartlarından sadece biri, Şehir ve Bölge Planlaması bölümü mezunları açmış, Bizim Kentlerimiz Bizim Kararımız yazıyor pankartta, yan taraftaki resimde de yeşil alanlı düşük yoğunluklu yerleşim yeri gökdelenlerce işgal ediliyor.

Ahmet Misbah Demircan, Beyoğlu Belediye Başkanı, Kentsel Dönüşümün esaslı savunucularından biri. Adını en çok Tarlabaşı ve Dolapdere’de yürütülen dönüşüm projeleriyle duysak da Taksim Meydanı’na Cami ve İstiklal’e alternatif cadde projeleriyle gündemden hiç düşmüyor.

Dönüşüm projelerinin mantar gibi çoğaldığı şu son yıllarda, kentsel yenileme adına kentlerimizde sahte bir tarih tarihve yapay bir kent inşa çalışması devam ediyor.

Ekonomik canlanma, sosyal kalkınma ve fiziki yenileme söylemleriyle güçlendirilmeye çalışılan dönüşüm projelerinin ekonomik canlanmayı sadece inşaat sektöründe sağladığı inancındayım, önceden yıllık ekonomik raporları tarım, hizmet ve sanayi sektörlerine ait verileri temel alırken farklı kurumlar tarafından yayınlanan yıllık raporlarda inşaat sektörü de yerini giderek güçlenen bir şekilde almakta.

Bir diğer yandan kullanılan tüketici kredileri ve bireysel krediler incelendiğinde konut kredisi için ayrılan rakamlar dudak uçuklatıcı seviyelere yaklaşıyor, takibe düşen borçlu sayısı artıyor, bireylerin varlıkları artan yükümlülükler altında erimeye devam ediyor.

Tüm bunların yanı sıra, kentsel yenileme adı altında evlerinden edilenler, yıllardır alıştıkları düzenden kopartılarak şehir çeperininin de ötesine itilenler, ortaya çıkan tablonun dışında bırakılmaya devam ediyor.

6sı çocuk 9 kişinin ölümüne sebep olan bir dönüşüm projesi. Çıkar uğruna, rant uğruna dere yatağı alanı görmezden gelinerek, Van’da fay hattı üzerine yapılan konutlar gibi Samsun’da dere yatağı üzerine Devlet tarafından yapılmış konutlar üzerine Erdoğan Bayraktar “Yer seçiminde ve yapılaşmada bir hata olduğunu zannetmiyorum”, “hata yok, dizaynında, ruhsatında, iskanında bir problem yok” ifadelerini kullandı.

Kabinenin çoğunluğunun Karadeniz bölgesi ağırlıklı olduğu bir Hükümet, insana kendini bir Temel fıkrasında yaşıyormuş gibi hissettiriyor.

Bizim kentlerimiz, onların kararı, devletin cinayeti.