Etiketler

, , , , , , , ,

Tanımının çerçevesi kesin sınırlarla çizilmediği için bölge planlaması, kentsel gelişme, kırsal kalkınma, bölgesel kalkınma gibi kavramların kullanım alanları çakışmaktadır. Kentbilim terimleri sözlüğüne göre bölge bir kentin, bilinçli bir bölgeleme yöneltisinin sonucu olarak işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzen tasarında ayrılmış alanlardan her biri; ve bir ülkenin doğa özellikleri, nüfus yapısı, kaynakların çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü olarak tanımlanmıştır. Adı geçen kitaba göre kırsal alan da köylük yer anlamına gelmekle birlikte üretim etkinlikleri tarıma dayalı olan kırsal nüfusun yaşadığı ve çalıştığı alanken; kırsal gelişme, kırsal alanların daha bayındır duruma getirilmesi, kamu iş görülerinin tümleştirilmesi ve köylerde yaşayan insanların gelirlerinin arttırılması için her düzeyde anılan önlemler ve kapsamlı tasarılarla kırsal alanda sağlanan değişim olarak tanımlanmaktadır.

İlhan Tekeli, Türkiye’de Bölgesel Eşitsizlik ve Bölge Planlama Yazıları adlı kitabında devamlılık, ayırım, benzerlik ve bütünlük fikri ile genelleştirmeyi bölge kavramını; mekan, saha gibi diğer parçalardan ayıran özellikler olarak belirtiyor. Tekeli’nin yazınlarında üç önemli bölge kavramı ortaya çıkıyor. Bunlardan ilki homojen bölge; mekanda aynı karakteristiği olan birim alan ünitelerinin gruplanmasından meydana gelen bölgelerdir. Diğer bir bölge tipi olan nodal bölgeler; fonksiyonel ilişkiler kriterine göre seçilirken, bu bölgeler genellikle kutuplaşmış bir merkez etrafında bu merkez ve tesiri altındaki sahaların karşılıklı ilişkilerin çizdiği mekanlar olarak tarif edilebilirler, bu tip bölgelerde organizasyonel bütünlük söz konusudur. Üçüncü önemli bölge kavramı olan planlama, gerek homojen bölge gerekse nodal bölge kavramlarında mevcut olan ve geçmişteki ilişkilerine göre tayin edilmektedir. Halbuki planlama yapılmak istenmesinin gayesi mevcut ilişkileri değiştirmektir. Böyle olunca planlama gayesi ile yapılacak bölge tanımlarında bölgenin, planlama sonunda ulaşılması

istenen hedeflere göre çizilmesinin daha uygun olacağı söylenebilir. Dolayısıyla, bir bölgenin sınırının seçimi, bir mekan yapısının teşhis problemidir. Bölge sınırını tespit etme isteği çeşitli pratik gayelerden doğmaktadır. Bu gayeler; belirmiş ekonomi seçmek ve fonksiyonel ünite veya organizasyonları seçmek şeklinde ortaya çıkabilir.

Yapılan bölge tanımlarından yola çıkacak olursak, bölgelerin birebir aynı karakteristik özelliklere sahip olmamaları sebebiyle bölgeler arası bir çok farklılığın oraya çıktığı öngörülebilir bir gerçektir. Tekeli bu sebepleri üç ana kategoride toplamıştır, bunlar; ekonomik gelişme seviyesi, mekan organizasyonunu meydana getiren özellikler ve çevrenin coğrafi özellikleridir. Sözü edilen farklılıklara bağlı olarak da bölgesel gelişme sorunları ortaya çıkmaktadır. Bölge planlaması kavramı da ortaya çıkan bu sorunların üstesinden gelme çabası sonucu doğmuş ve genel olarak bir bölgenin diğer bölgelerden bağımsız olarak nasıl büyütülebileceği ve bir ülkedeki büyümenin bölgeler arasında nasıl dağıtılacağı sorunları ele alır(Tekeli,187). Ruşen Keleş Kentleşme Politikası kitabının Bölgesel gelişmeyi ele alan sekizinci bölümünde kalkınmanın; yerel, mekansal, bir başka değişle coğrafi boyutlarının hesaba katılması; soyut ve genel düzeyde olan ulusal planlar ve politikalar ile somut ve yerel düzeyde yer alması gereken yerel planlama eylemleri arasında bir bağ işlevi gördüğünü vurgulamıştır. Özeksizleştirme, yoğun özeksizleştirme ve ölçekli yatırım bölgelerin gelişmesini sağlayan politikaların başında gelirken; iç göç politikası, ekonomik ve toplumsal altyapı için yatırım yapılması ve geri kalmış bölgelerin sanayileştirilmesi  geri kalmış bölgelerin geliştirilmesinde uygulanan araçlardır(Keleş, 300-302).

Gelişmişlikte doğu ve batı arasındaki zıtlık kadar, batı da ya da doğuda da kentle kır arasında bir zıtlık söz konusudur, gelişmiş kentlerin batıdaki bölgelerde yoğunlaşması, ülke genelinde yatırım, kaynak ve hizmet dağılımını da etkilemek de bunlarda iç göçü ve kentsel göçü etkilemektedir (Danielson ve Keleş).

Bölgesel kalkınmanın bir kanadı olarak algılanabilecek olan kırsal kalkınma, yaşadığımız coğrafyada özellikle Cumhuriyetin ilanından sonra üzerinde sıkça durulan kavramlardan biri haline gelmiş, farklı politika uygulamalarına gidilmiş fakat bu politikaların hiç biri sorunların çözümünde başarılı olamamıştır. Planlı dönem öncesinde köy kanunu ve köy enstitüleri aracılığıyla kırsal alanlar sorununa çözüm getirilmeye çalışılırken, planlı dönemde kırsal kalkınma projeleri, bölgesel kalkınma projeleri, köy-kent, tarım-kent, merkez-köy ve tarım köy projeleri uygulama konmuştur. Ancak tüm bu projelere baktığımızda kırsal ve bölgesel kalkınmada planlarında bir süreklilikten ve başarıdan bahsedemiyoruz.

Uygulanan projelerin son ayağı olan Köylerin altyapılarını destekleme projesi olan KÖYDES 2005 yılında kırsal alanlara çözüm getirmek ve kentlere yapılan yoğun göçü durdurmak amacıyla uygulamaya konmuştur. Köye yönelik altyapı yatırım ödeneklerinin iller ve alt hizmet programları (köy yolları, köy içmesuları, toprak ve küçük su kaynaklarını geliştirme ve köy kanalizasyonları) itibarıyla dağılımı, geçmiş yılların ödenek tahsisi ve gerçekleşmeleri de dikkate alınarak, ihtiyaç öncelikleri doğrultusunda tespit edilir. Söz konusu kaynakların dağılımı Valinin başkanlığında, İl Genel Meclisi Başkanı, ilgili Vali yardımcısı, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri ve Kaymakamlar’dan oluşan tahsisat komisyonu tarafından tespit edilir. Köylere hizmet götürme ile ilgili görev ve yetkiler il özel idarelerine devredilmesine rağmen KÖYDES projesiyle yeni bir kaynak dağıtım ve karar alma mekanizması oluşturulmuştur. KÖYDES ödenekleri il özel idareleri yerine doğrudan kaymakamların (merkez ilçelerde Vali Yardımcısı) başkanlığındaki Köylere Hizmet Götürme Birlikleri aracılığıyla kullandırılmakta ve kaynağın hangi projeler için kullanılacağına ilişkin kararlar da İl Genel Meclisi yerine İl Tahsisat Komisyonu adında farklı bir mekanizma tarafından verilmektedir.

Planlanan bütün projelerin tamamlanması sonucunda artan veya herhangi bir sebeple kullanılamayan ödeneklerin, ihtiyacı olan diğer KHGB (Köye Hizmet Götürme Birimi)’lerin

hesaplarına aktarılması konusunda Vali yetkilidir. Söz konusu aktarma işlemi, ödenek fazlası bulunan KHGB’nin talebi üzerine yapılır.  Yerel düzeyde; yatırım projelerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetiminden Vali sorumludur. Vali, İçişleri ve Maliye Bakanlıkları ile  Devlet Planlama Teşkilatınca müştereken belirlenecek formata uygun olarak hazırlayacağı raporu aylık olarak İçişleri Bakanlığına gönderir. Merkezi düzeyde; ödeneklerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetimini yapmak üzere; Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Maliye Bakanlığı Müsteşarı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarından oluşan ve üç ayda bir toplanacak olan İzleme Kurulu oluşturulur. Valiliklerce gönderilen raporlar söz konusu kuruluşların uzman düzeyinde görevlendireceği çalışma grubu tarafından incelenerek üçer aylık dönemler itibarıyla harcama durumunu, fiziksel gerçekleşmeleri ve performans bilgilerini içeren bir değerlendirme raporu ile birlikte İzleme Kuruluna sunulur.

Başbakan, 17.07.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan konuşmasında KÖYDES’le beraber kırsal kalkınma konusunda uzun soluklu bir dönüşüm sürecinin başlatıldığını, bunu yaparken kırsal alanda mahrumiyet duygusunu ortadan kaldırma, dünyayla irtibatı güçlendirme, ilave gelir kaynaklarını ve refah düzeyini arttırma vizyonuyla hareket edildiğini vurgularken KÖYDES’le birlikte ilk defa ulusal kalkınma stratejisi, kırsal kalkınma planı, kırsal kalkınma ajansı yapılanmalarına gidilmiş; içme suyu, yol ve benzeri temel ihtiyaçların karşılanmasına ilişkin önemli gelişmeler kaydedildiğini belirtmiştir. Resmi gazetede yayınlanan bütçe kanununda ki verilere göre 2007 yılında KÖYDES’e iki milyar lira, 2008 ve 2009’da 500 milyon lira,2010’da 525 milyon lira, 2011 ve 2012 yılları içinse 550 milyon lira ödenek tahsisi yapılmıştır1. 2009 yılında yapılan bir düzenlemeyle de bu yardımlara haciz ve ihtiyati tedbir konulamayacağına ilişkin yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Türkiye genelinde 2011 yılı itibariyle biten proje sayısı 98 bin 257, %70 i ve üzeri tamamlanan 362, devam eden bin 609, ihale aşamasında olan 510 ve başlamayan projelerle birlikte toplam proje sayısı 101 bin832 dir2.

Hizmetler ihale yoluyla giderken, hızlı sonuç alınması amacıyla Kamu İhale Kanununa tabi tutulmuyor. Öne çıkan bir diğer nokta ise kaynağın direk merkezden aktarılması. Kaynakların direk merkezden aktarılması ve yerel yönetim birimlerinden olan belediyelerin sürecin dışında tutularak vali, kaymakam ve il özel idare yetkilendirilmekte bu da merkezin oya dönüşme potansiyeli yüksek olan bir projeyi belediyelerin eline bırakma cesaretini gösterememesi olarak yorumlanabilir.

2008 yılında TEPAV tarafından yayınlanan rapora göre, İl Özel İdaresi’nin dışında bir kaynak dağıtım ve karar alma mekanizmasına dayalı olarak yürütülen KÖYDES Projesi yerelleşme konusunda sistemli bir politika  tercihi olmadığını düşündürmektedir.  İl Özel idarelerinin kaynaklarını artırıcı önlemler almak yerine KÖYDES ile yatırım önceliklerinin merkezi olarak belirlenmesi ve kaynağın projeler bazında dağıtımının İl Genel Meclisi yerine özel bir tahsisat komisyonu kararı çerçevesinde yapılıyor olması devir yasasının ve 2005 yılında gerçekleştirilen ve  İl Genel Meclisini özerkleştirerek demokratik yapısını güçlendiren düzenlemelerin ruhuna aykırıdır. Köy hizmetleri önümüzdeki dönemde il özel idareleri üzerindeki mali baskıyı artıracaktır. Bütçe yetersizliği bir ölçüde KÖYDES’den ayrılan ödeneklerle telafi edilmekteyse de projenin sürdürülebilirliği belirsizdir. 2008 yılında KÖYDES ödeneğinin bir önceki yıl harcamasının dörtte biri düzeyine düşmesi planlanan ve devam eden yatırımların tamamlanması için gelecek dönemde ilave kaynak ihtiyacını artması anlamına gelmektedir. Diğer yandan devir sonrasında özellikle KÖYDES ile birlikte gerçekleştirilen alt yapı yatırımlarının bakım onarım gereksinimleri de harcamaları artırıcı bir etki yaratmaktadır. Bütçe uygulamasının etkinleştirilmesi için KÖYDES ödeneklerin il özel idarelerine ayrılan ödeneklere eklenerek il düzeyinde bütçede birlik sağlanmalıdır.

DPT’de ilgili birim başkanının 2008 yılında yayınladığı rapora göreyse; getirilen tüm eleştirilere rağmen KÖYDES, sektörel ve bölgesel kalkınma politikaları için örnek teşkil ederken, gelişmekte olan bir ülkede bölgesel kalkınma için kırsal kalkınmanın ne kadar önemli olduğunu da ortaya koydu. Aynı raporda KÖYDES’ te görülen bu başarının BELDES’e de ilham kaynağı oldu da belirtilmektedir.

BELDES- Belediyelerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi’nin amacı Nüfusu 10.000’nin altında bulunan belediyelerin (büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediyeleri dahil olmak üzere, İstanbul ve Kocaeli illeri hariç) alt yapı ihtiyaçlarının giderilmesi ve bu belediyeler tarafından sunulan mahalli müşterek nitelikli hizmetlerin kalite ve standartlarının yükseltilmesidir.  İhtiyaç listesi Valilikler tarafından hazırlanarak İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne gönderilir. Mahalli İdareler Genel listeyi Maliye Bakanlığına gönderir. Maliye Bakanlığı listelere uygun olarak kaynak aktarımını gerçekleştirir. Harcamalar belediyelerin tabi olduğu mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılır. BELDES kapsamında yürütülen yatırımların planlanması, projelendirilmesi, maliyetlendirilmesi ve önceliklendirilmesine ilişkin çalışmalarda belediyelerin imkanlarının yetersiz kalması durumunda valiler; il özel idaresinde, diğer belediyelerde ve bakanlıkların taşra teşkilatında çalışan personeli görevlendirir ve koordinasyonu sağlar. Ödeneklerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetimini yapmak üzere; Başbakanlık Müsteşarının başkanlığında, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Maliye Bakanlığı Müsteşarı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarından oluşan ve üç ayda bir toplanacak olan İzleme Kurulu oluşturulur. İzleme Kurulunun sekreterya hizmetleri Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce yürütülür.

2007 bütçe kanunda verilen bilgilere göre BELDES için ayrılan miktar 300.000 TL, 2008’de 300 milyon TL olmuşken, 2009 yılı bütçe kanununda BELDES’e ayrılan ödeneğe değinilmemiş, 16 Eylül 2009 yılında KÖYDES ve BELDES model kalkınma programı ilan edilmiş, 2010 yılı bütçe kanununda BELDES’e ayrılan ödenekle ilgili bir bilgi olmakla

birlikte; BELDES yardımlarında, İller Bankasından yapılan borçlanmalarda söz konusu borç stoku limitine uyma şartının aranmayacağı ibraz edilmiş, 2011 yılında ise BELDES kapsamında 400 milyon TL ödenek tahsisi gerçekleştirilmiştir.

Başbakanın 17 Temmuz 2011 tarihli Genel Kurul Konuşmasına göre, projelerin uygulanmaya başladığı tarihten itibaren KÖYDES ve BELDES Projelerine 8 milyar TL kaynak aktarımı yapılmış, 10 milyon insan, 34 bin 401 köy, 46bin 926 köy bağlısı yerleşke KÖYDES’ten;  10 bin nüfus altı belediyelerde 9 buçuk  milyon insan da BELDES’ten faydalanmıştır.

BELDES ödeneğinin 2007 ve 2008 yılları bölgesel dağılım oranına  bakıldığında %23,4 oranıyla İç Anadolu Bölgesi ilk sırayı almakta; Akdeniz Bölgesi, bir ile düşen ortalama 10.563.305 TLlik ödenek ile- iki yıllık- diğer bölge illerine fark atmaktadır. Türkiye’nin en az gelişmiş iki bölgesi olarak kabul edilen Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri sırasıyla %8,8  ve 4,4 oranları ve il başına düşen iki yıllık ortalama 6.070.640 TL ve 3.022.516 TL ödenek miktarıyla BELDES projesinden en az faydalanan bölgeler olmuşlardır  ve Marmara Bölgesi’yle beraber Türkiye ortalamasının altında kalmışlardır3.

BELDES projesi de KÖYDES projesi gibi, aktarılan ödeneğin denetimindeki güçlükler ve denetimin şeffaf olmaması sebebiyle yolsuzlukların da önünü açtığı için eleştirilere uğramaktadır(Barun, Bayram).

TOKİ tarafından yürütülen Tarımköy projeleriyle kırsalda sıfırdan modern köylerin inşası amaçlanmakta,bunun yanı sıra toprağı olmayan köylülere tarım arazisi ve işletme kredisi sağlanarak çiftçinin ekonomik durumunu düzeltme böylece de göç problemine alternatif bir çözüm önerisi yaratılmaktadır. Bugüne kadar 23 ilde uygulanan projenin maliyeti 341 milyon lira olmuş, toplamda 4 bin 93 tarım köy projesi hayata geçirilmiştir.

Tarımköy projesi hayata geçirilirken talep örgütlenmesi modeline gidilmiş, yukardan aşağıya yönelik bir uygulama değil de köylüden gelen talep doğrultusunda metrekare, parsel,

taslak proje oluşturulmakta, isteyen 2000TL olan başvuru kaporasını yatırıyor, süreç sonunda da gelen talep kadar ihaleye çıkılıyor, ihale sonunda da satışlar kura ile gerçekleşiyor. TOKİ’nin diğer projelerinde olduğu gibi Tarımköyde de belli bir peşinat yüzdesi verildikten sonra 20 yıllara varen vadelerle ödeme gerçekleşiyor.

Ancak ne var ki proje amacına uygun olarak göçü yavaşlatmayı gerçekleştiremediği gibi projenin tarım ve hayvancılık ayağı da sınıfta kaldı. Köylülere arsa tahsisi yapılamadığı gibi projede teknik eleman sıkıntısı da yaşanmıştır. Aslında tek tip proje olması gereken Tarımköy, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı mülgaya çıkınca 5286 sayılı kanun da geçerliliğini yitirmiş, bu gelişmelere bağlı olarak da protokol değişikliğe uğramış, Başbakanlık’a bağlı Afet Acil İşleri projeyi devralmış; tarım arazisi sağlama ve hayvan barınağı inşalarını köylünün kendisine bırakmıştır. Protokolde gidilen değişiklikten sonra gerçekleştirilmesi planlanan proje sayısı 20-25’ten 10-15lere gerilemiştir.

Projenin başarısızlıkla sonuçlanmasının diğer sebeplerinden biri de  TOKİ’nin her zaman kullandığı çapraz finans yöntemi yerine bu proje de maliyetin direk satış yöntemiyle karşılanıyor olması. Taleplere uygun arazi bulmanın güçlüğüyle birlikte artan fiyatlarla düşen talepler projenin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Öyle ki Tarımköy’ün hayata geçirilmesi için 100 konut talep şartı aranırken Konya Ereğlisi’nde 5 milyon metrekarede hayata geçirilmesi planlanan özel proje birim başına en az 40 dönüm arazi ve 50 baş hayvanla fiyatlama öncesi 95 birim talep görürken,birim başı 250bin gibi bir fiyatın ortaya çıkması; talep sayısının 70’le sınırlı kalmasına ve yüksek maliyetiyle proje hayata geçirilememesiyle sonuçlanmıştır.

Geliştirilen projeler ortaya koymaktadır ki kent ve kır arasındaki büyük farklılık, özellikle kamu hizmetlerinin göz önünde bulundurulduğunda ortaya çıkmaktadır. Bu zamana kadar ki projeler incelendiğinde, hükümetlerin kırsalın içinde bulunduğu olumsuz şartlara geliştirdiği fakat başarısızlıklarla sonuçlanan projeler, şehrin köylüler için cazipliğini artırmıştır. Ülkemizin modernleşme sürecinde kırsal kesimler sadece devlet yatırımlarınca değil, sanayi yatırımları ve kamu hizmetlerinin götürülmesinde de yok sayılmışlardır. İç göç ve kentsel gelişme süreçleri incelendiğinde iki olgunun da bölgeler arası gelişmişlik, sanayileşme, tarımsal verimlilik ve kamu hizmetlerinin sunulmasındaki farklılıklardan ortaya çıktığına ulaşılmıştır (Danielson ve Keleş).

Farklı gelişmişlik seviyelerini nasıl ortadan kaldırırız sorusunun cevabının kırda aranması ve uygulanan politikaların vizyonunun alt yapıların geliştirilmesinden öteye gidememesi; eğitim, sağlık, ekonomi, istihdam ve işsizlik gibi sorunlara çözüm getirecek olan sosyal politikaların uygulanmaması, yerel ve küresel arasında ekonomik ve kültürel bağın kurulamaması, gençlerin kırdan kente göçünü tetiklemekte ve bu göçün önünce geçememektedir (Halseth, Markey ve Bruce).

Kalkınma; salt alt altyapı ve yaşanılan çevrenin standartlarının yükseltilmesi gözüyle ele alındığı sürece bölgesel kalkınmanın bir ayağı olan kırsal kalkınmanın gerçekleştirilerek bölgesel farklılıkların ve kır- kent arası farkın ortadan kaldırılması mümkün gözükmemektedir, bu zamana kadar uygulanan politikaların uzun soluklu olamaması ve başarılı sonuçlanamamasının altında yatan temel sebep budur.

Kaynaklar

Danielson, Michael; Keleş, Ruşen, The Politics of Rapid Urbanization, Holmes & Meiner Publishers, 1985,

Keleş, Ruşen,  Kentbilim Terimleri Sözlüğü, İmge Kitabevi,  Ankara, 1998 (2. Baskı)

Keleş, Ruşen, Kentleşme Politikası, İmge Kitabevi,  Ankara, 2010 (11. Baskı) s.37-53, 287- 353.

Halseth, Greg; Markey, Sean; Bruce, David,  The Next Rural Economies Constructing Rural Place in Global Economies, CABI Publishing, London, 2010, s. 59-72.

Tekeli, İlhan. Türkiye’de Bölgesel Eşitsizlik ve Bölge Planlama Yazıları.Tarih Vakfı Yurt Yayınları. İstanbul, 2008, s. 130-134, 271-274.

Pınar, Abuzer; Yılmaz, Hakan; Koyuncu, Emre, Köy Hizmetlerinin yerelleştirilmesi, TEPAV, Ankara, 2008.

Bilen, Ömer; Village Infrastructure Support Program(VISP): a new delivery mechanism enhancing the decentralization process of rural infrastructure services in Turkey(KÖYDES, DPT, Cologno, 2008.

Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Kırsal Kalkınma Özel İhtisas Komisyonu Raporu, DPT, Ankara, 2000.

www.mahalliidareler.gov.tr