Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

Chris Hamnett tarafından kaleme alınan Unequal City-London in the Global Arena‘nın ilk basımı 2003 yılında Routledge‘tan çıktı.  Londra’nın küresel kent olma ve sürecini kentsel siyasal ekonomi yaklaşımıyle ele alıp, son 40 yıl içerisinde gerçekleşen sosyal ve ekonomik değişiklikleri irdeliyor. Bunu yaparken de açıklayıcı istatistikler, sayısal açıklamalar kullanıyor ve bu dönüşümü harekete geçiren nedenleri bize kronolojik olarak sunuyor.

1960lardan itibaren özellikle de 1970li yılların ilk yarısında imalat sanayinin yerini finans sektörünün almaya başlaması bu dönüşümü başlatan sebep olarak kabul edilebilir. Bu süreçte bir sanayi şehrinden sanayi sonrası şehre dönüşen Londra’da aynı zamanda siyasi bir dönüşüm de söz konusu olmuştur (Margarat Thatcher Hükümeti 1979-1990).  Yani Londra küresel ekonomi ve finans merkezi olurken, ekonomik olduğu kadar siyasi değişimlere de maruz kalmıştır. Hamnett’i küresel kenti yorumlayan diğer teorisyenlerden ayırdan nokta tam da bu; şehrin değişien dinamiklerinin ardına sadece kültür ögesini koymayıp, sermayeyi ve devleti bir aktör olarak alması ve yorumlaması. Tüm bunlara ek olarak emek piyasasında ve konut piyasasında olan değişiklikleri de birbirine bağlantılıyor. Kitabın hemen hemen her bölümünde bu ilişkiyi gözlemlemek mümkün.

Londra’nın bir işçi kentinden, profesyonel yönetici orta sınıf kentine dönüşmesinde iki argüman ortaya çıkıyor. Bunların ilki, küresel güçler, böylece kentin küresel karakter olmasını sağlayan finans endüstrisi hızla gelişme ve büyüme gösteriyor ve bu aynı zamanda kente gelen hızlı göçü (immigrants) açıklıyor. Diğer argüman ise küresel kentler de Sassen‘in Global City‘de olduğunu iddia ettiği gibi, küresel kentlerde dual yapıda bir kutuplaşmanın olmadığını bunun yerine profesyonelleşme ve eşiitsizliğin var olduğudur. İşçi sınıfı küçülmüş, yeni orta sınıf daha dominant hale gelmiş olsa da yoksul kesim aynı oranda büyüme göstermemiştir (bu gösterge ülkelerin uyguladığı sosyal devlet politikalarına göre değişiklik gösterebilir).

Kitapta önem arz eden başlıklardan biri de gentrification (dilimize bir çok farklı şekilde çevrildiği halde anlam kaybı yaşandığından ben orijinal haliyle kullanacağım).  70lerde İnner Londra’da bulunan sosyal konutların satılması, devlet tarafından verilen mortgage kredileri, teşvikler (literatürde kentlerin yaşadığı gelişmeler açıklanırken devletin rolü genelde göz ardı edilir, Londra’da yaşanan değişimde yerel devletin rolü oldukça fazladır, bu bakımdan Hamnett’in bu çalışması oldukça önem taşımaktadır), bölgedeki potansiyel rantın keşfedilmesiyle beraber sermaye kendine birikecek yeni mekanı da bulmuştur.

Özetlemek gerekirse, Hamnett Unequal City‘de son 40 yılın Londra’sında emek piyasasıyla beraber konut piyasasının nasıl bir dönüşüm gösterdiğini alışkın olmadığımız bir bakış açısıyla ele alıyor.