Etiketler

, , , ,

Acaba İngilizcesini yazsam daha mı etkili olur? Mesela “Turkish architects, would you please stand up?”  (Türk mimarlar, lütfen ayağa kalkınız) desem, anlarlar mı?
Uluslararası ödüller almış, Türkiye’nin yeni mimarisini şekillendiren, en büyük firmalarla çalışan saygıdeğer mimarlarımız , acaba Taksim’in “yayalaştırma projesi” hakkındaki değerli görüşlerini, kamuoyuyla paylaşır mı?
Yoksa, göz göre göre İstanbul’un, belki de Türkiye’nin en önemli kamusal alanının kuru bir taş yığınına dönüştürülmesini, Topçu Kışlası’nın diriltilişini seyretmekle mi yetenecekler?
Tam bir şehircilik felaketi anlamına gelen “Taksim projesi”ne ses çıkarmayarak, onaylamış mı olmuyorlar mı? Mesleklerini icra ederken tek dertleri, nasıl para kazanacakları veya hangi yarışmada ödül alacakları mı?

Terbiye aracı “imar”
Haftasonu iki önemli mimarın Taksim projesiyle ilgili düşüncelerini okuyunca aklıma bu sorular üşüştü…
Milliyet Pazar ekinde Miraç Zeynep Özkartal, mimarlık tarihi profesörü Uğur Tanyeli ile konuşmuş. Tanyeli, “Taksim’de yapılacak çok iş var. En azından otobüs duraklarının pejmürdeliği giderilebilir. Ama radikal bir değişikliğe Taksim’in ihtiyacı yok. (…) 1930’larda ortadan kaldırılmış Topçu Kışlası’nı ille yeniden yapacağım demek, çocuksu bir inat. Reel bir talep yok. Gezi Parkı, Kışla’dan mimari anlam bağlamında daha önemli” diyor.
Prof. Tanyeli, Taksim ve Beyoğlu’nun dönüştürme çabasını bir “terbiye aracı”  olarak değerlendiriyor.

Ne uğruna?
Bilgi Üniversitesi Mimarlık fakültesinden Prof. Dr. İhsan Bilgin, Taraf gazetesinde yayımlanan yazısında şöyle demiş: “İstanbul’un vizyon sözcüğü ile paketlenmiş büyük, rüküş, israfkar ve görgüsüz projelere ihtiyacı yok. Marmaray ile birlikte İstanbul, zaten tarihinin en dönüştürücü projesine kavuşacak.”
Bilgin yazısında, “trafik rahatlasın” bahanesinin, Topçu Kışlası’nın yeniden filizlendirilmesinin anlamsızlığına ve projenin sosyal belleğimizde yaratacağı zararlara değinmiş bu güzel yazısında. Sonunda “Ne uğruna?” diye soruyor.
Bence Türkiye’de kendine “mimar” diyen herkes, mesleğine biraz saygısı varsa, bu soruyu önce kendine, sonra yetkililere sormalı.

HATAY İÇİN SES VERİN!

-Hatay’a gidip geldikten sonra, şehrin havalimanında yaşanan rezaleti anlatmıştım… Hatırlatayım: Amik gölü kurutulup , tüm uyarılara ve tepkilere rağmen buraya havaalanı inşa edilmesinin cezasını, Hatay halkı ve şehre gidip gelenler çekiyor.
-Aşırı yağışlar nedeniyle göl suları yükseldi ve havalimanını su bastı. Haftalardır kullanılamaz halde. Hatay Valisi’nin son açıklamasına göre havaalanı 26 Şubat’a kadar kapalı kalacak.
-Hatay havalimanının inşaatı için harcanan miktar hala gizemini korurken, herhangi bir yetkili çıkıpsu baskını nedeniyle uğranan zararın dökümünü yapmadı.
-Çevrecilerin, bilim insanlarının uyarılarına rağmen ısrarla yanlış yere yapılan havalimanı için bir açıklama bekliyoruz .
-Hatay milletvekili Adalet Bakanı Sadullah Ergin, selin ardından şehri ziyaret etmişti. Herhalde en çok kendisinin bu konuda bilgisi vardır.

GÜNAY’DAN ÇIRALI CEVABI

– Antalya’nın Kemer ilçesinde, Çıralı sahilindeki “kiralama” skandalını cumartesi günü yazdım.Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay hemen beni arayıp durumu anlattı.
-Bakan Günay, bu kararı alan Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulu’nun artık kendi bakanlığına değil, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na  geçtiğini söyledi. AB müktesabatı gereği böyle bir karar alınmış. Kiralanan alanda yapılaşma projesi de bundan sonra gündeme gelmiş. Zira Kültür Bakanlığı o projeyi kabul etmemiş.
-Günay’a, Türkiye’nin son derecede önemli tabiat, kültür, tarih meselelerinde “yetki karmaşası” yaşandığını, özellikle ikiye bölünen Çevre Bakanlığı’yla Kültür Bakanlığı’nın görev alanlarının çakıştığını belirttim. “Doğrudur” dedi ama fazla yorum yapmak istemedi.
-Bir yandan Çevre ve Şehircilik, bir yanda Orman ve Su, öbür yanda Kültür ve Turizm BakanlığıÖ Türkiye’nin tarih, kültür ve çevre varlıklarının korunması gibi hayati konuların tek bir bakanlıkta toplanması, acaba çok mu zor? Yetki karmaşası yaşanmadan, nerenin nasıl korunacağını bilmemiz, hepimizin hayrına olmaz mı?
-Bakan Günay ayrıca Emek sinemasıyla ilgili daha evvel yazdığım yazıda, “fact sheet” falan değil, 100 küsur sayfalık rapor okuduğunu da belirtti… Bilginize.

Mehveş Emin

20 Şubat 2012 tarihli yazısı

kaynak http://gundem.milliyet.com.tr/taksim-icin-unlu-mimarlara-cagri/gundem/gundemyazardetay/20.02.2012/1505322/default.htm